Psikiyatri ve psikoloji arasındaki bağ ve farklılıklar

psikiyatri psikoloji farklarBelki de birbirine en çok karıştırılan iki bilim psikiyatri ve psikolojidir. İnsanlar psikiyatriste psikolog, psikoloğa da psikiyatrist derler çoğu zaman. Birbiri yerine fazlasıyla yanlış biçimde kullanılan bu kavramların anlamını açıklamanın boynumuzun borcu olduğunu düşündük, bu konuda varolan bilgimizin üstüne yeni makaleler okuyarak elde ettiğimiz bilgilerin yanısıra röportajlarımızla da yeni bakış açıları kattık. Bu konuda sorularımızı yanıtsız bırakmayan Bursa Psikiyatri ekibine özellikle teşekkür ederiz. Psikoloji konusundaki bilgimize güvensek de psikiyatri boyutunda yardım almamız oldukça işimize yaradı.

Psikolojiyi temel olarak tanımalamımız gerekirse, zihin aktivitelerini ve bunun nedenleri araştıran bir bilim dalı olduğunu söyleyebiliriz. Ancak şu noktaya da değinmeliyiz ki ülkemizde psikoloji eğitiminde farklı üniversiteler farklı yönlerde spesifikleşmiş eğitimler verebilmekte. Bunu basit olarak klinik psikoloji  ve bilişsel psikoloji olarak ayrıştırabiliriz. En azından üniversitelerde bu böyle konumlanmış biçimde. Örneğin Ankara Üniversitesinde kliniğe yakın bir eğitim verilirken Bilkent Üniversitesi’nde ise bilişsel ağırlıklı bir müfredat hakim.

Psikiyatri ile psikolojinin belki de en önemli iki ayrım noktası psikolojinin bir lisans programı olması psikiyatrinin ise tıp eğitimi üzerine alınan bir uzmanlık dalı olmasıdır. Örneğin,  psikoloji  onlarca büyük alt dala ayrılmışken psikiyatride bu çeşitliğin görülmemesi de bu sebepten kaynaklanmaktadır.  Ayrıca, psikiyatri medikal kondisyonlardan kaynaklanan rahatsızlıkları ilaç desteğiyle aşmaktadır. Bu konuda psikiyatristlerin birer doktor olması ve uzmanlıklarını nöronlar(beyin hücreleri) ve bunların çalışmasındaki aksamalar üzerinde yapmış olmaları önemli bir noktayı oluştururur.

Pek alışılmış olmasa da Bursa’da panik atak, obsesif kompulsif bozukluk ve birçok konuda psikiyatrist ve psikologların birlikte çalıştığı A4 Psikiyatri Merkezi’ne bu durumun ne gibi avantajlar getirdiğini sorduk. Bu sorumuza aldığımız cevap ise düşündüğümüz şekilde bu iki bilim dalının aslında ne kadar birbirine bağlı olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Mailimize aldığımız cevap ise şu şekildeydi. ”Sorunuz için teşekkür ederiz. Buna kısaca şöyle cevap verebiliriz. Psikiyatristler kişinin yaşadığı ruhsal sıkıntının nörolojik bir temeli olup olmadığını test ederler ve eğer bu konuda bir bulgu bulurlarsa ilaçla desteklenmiş bir tedavi uygulamayı tercih edebilirler.Bu sayede ruhsal rahatsızlığın medikal açıdaki temeli konusunda detaylı bilgi edinilmiş olur.  Bu yüzden ise psikiyatrist – uzman psikolog işbirliği beyin ile ilgili fonksiyon bozukluklarının tedavisi açısından çok önemli bir konumdadır.”

Sosyal Psikoloji ve Sosyal Medya

Sosyal Psikoloji ve internet

Sosyal psikoloji hakkında genel bir bilgi sahibi olmanın yanında, toplumsal alandaki karmaşık bazı olaylarda sosyal psikolojinin etkilerini daha iyi anlamak amacıyla bu yazımızda bir psikolog ekibinden yardım aldık, kendileri bizlere hem global hem bireysel açıdan bizlere bazı bilgiler ve istatisikler vererek yardım etme nezaketini gösterdiler, teşekkürlerimizi iletiyoruz.

İncelememize başlamadan önce, öncelikle Wikipedia’daki sosyal psikoloji‘nın anlamını bilmeliyiz. Psikolog ekibi şöyle diyor: ”Özet geçmek gerekirse, sosyal psikolojinin en önemli özelliklerinden biri bireyi toplum içerisinde incelemesidir.”  Buradan bir çıkarım yaparak, toplum olaylarındaki en önemli ve gözden kaçırılmaması gereken nokta halkın örgütlenme yönteminde olduğu sonucuna varıyoruz.

İngiliz bir sosyal psikoloğun yazısından alıntı yapmak gerekirse: ”Facebook, twitter ve bunlar gibi onlarca sosyal ağın yaşamlarımızı ciddi biçimde etkiliyor olduğu bu yıllarda insanlar her gün ziyaret ettikleri sosyal ağ sayfalarındaki gönderilerini düzenli olarak akıllarının bir köşesine koyma alışkanlığı elde etmiştir. Hal böyle olunca, siyasi konulardaki yansımalarda birey, arkadaşlarının düşüncelerini net olarak görmektedir. Bu iletişim ‘laf arasında’ değil kişinin aklında yer edecek süreklilikte gerçekleşiyor.”

Yukarıda değinildiği gibi sosyal medyada verilen bazı mesajlar internet kullanıcılarına daha fazla analiz şansı tanıdığından ve düşünme zamanı verdiğinden, sosyal medya insanların başkaldıran kişilere katılımını sağlama konusunda normal bir iletişimden daha kuvvetli olabilmekte.

Diğer bir nokta ise bu tür durumlarda gönderilen ‘etkinlik davetleri’dir. Psikologların üzerinde durduğu önemli noktalardan biri bir davranışı gerçekleştiren birey sayısı arttıkça diğer bireylerinde de bu davranışı sergileme konusunda istek duyacağıdır. Yani, Castor, Gezi, Wall street gibi olaylara sosyal medyadan destek yayması belirlenen alanlara katıldığını belirtecek şekilde etkinliklere ‘katılıyorum’ işareti verilmesi ve arkadaşların bu etkinliklere davet edilmesinde yatmaktadır.

Sonuç olarak bu tür protestolara katılımda sosyal medyanın payı büyüktür. Bunun temeli ise teknolojinin ilerlemiş olmasıdır. Bu bakış açısı neden ‘eski toprak’ların şimdiki nesil gibi çabuk örgütlenebilir olmadığını fazlasıyla açıklamatadır. Teknoloji yaygınlaştıkça bireyler arasındaki iletişim güçlenmekte, bu da kişiler arası etkileşimin hiç olmadığı  seviyelere gelmesine sebep olmaktadır. Hiç şüphe yoktur ki, sosyal medya sosyal psikolojinin en güçlü araçlarındandır!